HABERLER

Annem, 75 yaşında bir kadın, karnının sanki ateşler içinde yanıyormuş gibi ağrıdığını söyledi

Yazar: admin | 23 Haziran 2026

“Nereye?” “Seni muayene ettirmeye. Hayır demeyeceksin.” İtiraz edecek gücü bile yoktu. Onu Altunizade yakınlarında küçük bir özel kliniğe götürdüm. İçerisi dezenfektan ve bayat çay kokuyordu. Hemşire tansiyonunu ölçtü. Sonra bir daha ölçtü. Ardından doktoru çağırdı. İşte o zaman korkmaya başladım. Doktor gençti ama annemin karnını muayene ederken yüzündeki gülümseme kayboldu. “Ne kadar zamandır böyle?” “Haftalardır,” dedim. Annem başını eğdi. “Aylardır,” diye düzeltti. Şaşkınlıkla ona baktım. “Aylardır mı?” Cevap vermedi. Kan tahlilleri yapıldı. Ultrason çekildi. Sonra tomografi istediler. Ben koridorda ellerim buz kesmiş halde bekledim. Sessizce dua eden aileleri izliyordum. Telefonum titremeye başladı. Murat. Bir arama. İki. Beş. Ardından mesajlar geldi. “Neredesin?” “Telefonu aç.” “Sakın aptalca bir şey yapma.” Telefonu kapattım. Yıllar sonra ilk kez onun öfkesinden korkmuyordum. Annemi kaybetmekten daha çok korkuyordum. Yaklaşık bir saat sonra doktor, elinde bir dosyayla çıktı. “Elif Hanım, sizinle konuşmam gerekiyor.” İçeri girdim. Annem muayene yatağında oturuyordu. Küçülmüş, kamburlaşmış, dudakları kurumuştu. Doktor kapıyı kapattı. Bu beni söylenen her sözden daha çok korkuttu. “Nesi var?” diye sordum. “Lütfen gerçeği söyleyin.” Tomografi görüntülerini ekrana yansıttı. İlk başta hiçbir şey anlamadım. Gölgeler. Kemikler. Organlar. Gri lekeler. Sonra karnındaki belirli bir bölgeyi işaret etti. “Burada bir şey bulduk.” “Tümör mü?” Doktor tereddüt etti. “Hayır. Tümöre benzemiyor.” Nefesim boğazımda düğümlendi. “O zaman ne?” Görüntüyü büyüttü. Oradaydı. Küçük, uzun bir şekil. Koyu renkli. Vücudun doğal bir parçası olamayacak kadar belirgin. Metalik bir kapsül gibi. Orada olmaması gereken bir nesne gibi. “Bu kendi kendine oraya gitmiş olamaz,” dedi doktor. Ayaklarımın altındaki zeminin kaydığını hissettim. “Birinin bunu yerleştirdiğini mi söylüyorsunuz?” Annem sessizce ağlamaya başladı. Ama şaşırmış görünmüyordu. İşte beni asıl yıkan buydu. Sormadı. Bağırmadı. Sadece başını eğdi. Sanki aylardır taşıdığı bir sır sonunda onu yakalamıştı. “Anne... sen bunu biliyor muydun?” Elimi hiç beklemediğim kadar güçlü bir şekilde tuttu. “Affet beni kızım.” Tam o anda kapı sertçe açıldı. Murat içeri girdi. Yüzü kıpkırmızıydı. Nefes nefese kalmıştı. “Burada ne oluyor?” Doktor ekranın önüne geçti. Annem elimi öyle sıkıyordu ki canım yanıyordu. Murat tomografiye baktı. Nesneyi gördü. Ve kafası karışmış gibi görünmek yerine bembeyaz kesildi. Sanki onu tanımıştı. Sanki yıllar önce gömdüğünü sandığı bir sır yeniden ortaya çıkmıştı. Annem başını kaldırdı. Doğrudan onun gözlerinin içine baktı ve şöyle dedi: “Sana söylemiştim... Bir gün bedenim benim yerime konuşacak.” O anda olacaklara inanmak mümkün değildi...

Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇